Son eklenenler

    Aradığınız dosya bulunamadı

Üst
 

Konya Mevlana ve Şeb’i Arus törenleri- Günübirlik

195Lira

Kişi başı

746.Vuslat Yıldönümüne gidiyoruz. 15 Aralık 2019

Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediliyor. O öldüğü zaman sevdiğine yani Allah’ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen “Şeb-i Arûs” diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.

Hz. Mevlânâ’nın Vasiyeti:
Size, gizlide ve açıkta Allah’tan korkmayı, az yemeyi, az uyumayı, az konuşmayı, isyan ve günahları terk etmeyi, oruç tutmayı, namaza devam etmeyi, sürekli olarak şehveti terk etmeyi, bütün yaratıklardan gelen cefaya tahammüllü olmayı, aptal ve cahillerle oturmamayı, güzel davranışlı ve olgun kişilerle birlikte bulunmayı vasiyet ediyorum. İnsanların en hayırlısı, insanlara yararı olandır. Sözün en hayırlısı, az ve anlaşılır olanıdır.

“Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!
Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir…

15 Aralık tarihinde  Cumartesi otobüsle Mevlana’ı anma törenleri kapsamında 745. Vuslat Yıldönümünde Artıyaşam olarak bulunacağız. Grubunuz ile yada kendiniz veya ailenizle Mevlana’yı anma törenlerine katılmak, Ankara çıkışlı günübirlik Konya ve Mevlana gezisi kapsamında Mevlana müzesini, Alaaddin Camiini, Karatay müzesini, Şems-i Tebrizi türbesini, gezecek, alışveriş yapacağız.

PROGRAM:

Otobüsle yapılacak program  akışımız aşağıdaki şekilde olacaktır….

Kumrular Caddesi Kaymakamlık karşısında  önünden buluşup saat:07.00’de hareket ediyoruz.

Araç içerisinde yapılacak kahvaltılık zengin sandviç çay-kahve ikramları sonrası

Saat:11.00 civarlarında Konya’ya varıyoruz.

Mevlana müzesi gezisi sonrası öğlen yemeği arası veriyoruz.

Öğle yemeği-çay ikramları sonrası

Hz. Mevlana’nın ölümü Şeb’i Arus nedeniyle düzenlenen ve saat: 14.00’te başlayan gündüz Sema gösterisini izliyoruz.

Gösteri sonrası Karatay müzesi, Alaaddin tepesi ve camii, Şems-i Tebrizi gezisi sonrası alış veriş için mola veriyoruz.

Saat: 18.00’de hareket ederek saat: 22.00 civarlarında  Ankara’ya geliyoruz.

Sizleri aldığımız noktalara bıraktıktan sonra bir başka etkinlikte buluşabilmek dileğiyle vedalaşıp ayrılıyoruz.

Kahvaltı: Otobüste; Kahvaltılık sandviç, çay-kahve ikramı olacaktır.

Öğlen Yemeği menüsü: Çorba, etli ekmek, salata, tatlı, içecek ve tatlıii gezileri olacak, Şeb’i Arus törenlerine katılacak, konya da alışveriş yapacağız.


HAREKET NOKTAMIZ

Kumrular, 07:00


ÜCRET

NakitKredi kartı
tek çekim
Kredi kartı
6 taksit
Yetişkin195 TL195 TL215TL
7-12 yaş185 TL185 TL200 TL

* 0-6 yaş çocuklar için araçta ayrı koltuk istenmesi halinde 110  TL ilave edilir.

0-6 Yaş yemek servisi alırsa ayrıca yemek ücreti eklenecektir.
* Taksitlendirmeler Garanti Bankası Bonus ve Yapı Kredi Bankası World kartlara yapılabilmektedir.

FİYATA DAHİL OLAN HİZMETLER

  • Otobüsle Ankara-Konya –Ankara ulaşımları,
  • Yukarıda yazılı olan menü şeklinde kahvaltı ve öğlen yemeği
  • Rehberlikler
  • Şeb’i Arus gösteri biletleri dahildir.

FİYATA DAHİL OLMAYAN HİZMETLER

  • Müze giriş ücretleri,
  • kişisel harcamalar, bahşişler,

YANINIZA ALIN

Yürüyüş ayakkabısı, rahat bir yürüyüş giysisi, mevsime uygun koruyucu giysiler, 40-50 litrelik sırt çantası), şapka, yağmurluk, fotoğraf makinası.


KONYA İÇİN HAVA TAHMİNİ


ZORLUK

Zor olmayan tören ve kısa müze-türbe-camii gezileri içerir. Herkes katılabilir.


SİZİ NEREDEN ALALIM?

Kumrular07:00
Milli Kütüphane07:05
Armada07:10
Ufuk Üniversitesi07:20
Çırağan Restoran07:25
Dikmen kavşağı karşısı07:30
Oran köprüsü altı07:35

şebi aruz turu, konya şebi arus turlarıkonya mevlana turuKonya turukonya konaklamalı şebi arus turları, şeb-arus turuAnkara çıkışlı şebi Arus turları, hızlı trenle konya turu, hızlı trenli şebi arus turları yapan acentalar, Mevlanayı anma torenlerı turu, erken rezervasyon fırsatı, şebi aruz konyaOtobüsle şebi aruz turuotobüslü ucuz konya turları, herşey dahil şebi arus turutören bileti dahil şebi arus turu,

  • Hareket
    Ankara Kızılay Kumrular caddesi Kaymakamlık karşısı
  • Hareket zamanı
    07.00
  • Dönüş zamanı
    21.30
  • Yanınıza alın
    hava soğuk olacaktır. Mutlaka yanınıza Polar ve sıcak tutan ayakkabı ve kıyafetler getiriniz. Bere, Eldiven, gözlük bulundurmanızda fayda vardır.
  • Ücrete dahil olanlar
    Çevre gezileri
    Milli park ve Ören yeri girişleri
    Araç içi ikramlar
    Tursab Seyahat Sigortası
    Rehberlik
    Öğle Yemeği
    Vergiler
    Konaklama
    Personal Guide
    Ulaşım
    Kahvaltı
  • Ücrete dahil olmayanlar
    Akşam yemeği(günübirlik)
    Müze girişleri

Tur lokasyonu

MEVLANA’NIN HAYATI                Mevlana 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan, İran’ın Horasan Vilayeti’nin Belh şehrinde doğmuştur. Mevlana’nın babası Belh şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında “Bilginlerin Sultanı (Sultanü’l Ulema)” unvanını almış olan Bahaeddin Veled’dir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin’in kızı Mümine Hatun’dur. Sultanü’l Ulema Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle 1212 – 13 yıllarında Belh’den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultanü’l Ulema’nın ilk durağı Nişabur olur. Bu şehirde tanınmış Mutasavvıf Feridüddin-i Attar ile karşılaşırlar. Mevlana henüz küçük yaşta olmasına rağmen Feridüddin Attar’ın ilgisini çeker ve takdirini kazanır. Buradan, Bağdat ve Kûfe yolundan Kabe’ye hareket ederler. Hac görevini yerine getirdikten sonra önce Şam’a ardından Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Larende’ye (Karaman’a) gelirler ve Subaşı Emir Musa’nın yaptırdığı medreseye yerleşirler. 1222 – 1229 yılları arasında Larende’de yaşarlar ve bu dönemde, 1225 yılında Mevlana, Şerefeddin Lala’nın kızı Gevher Hatun ile evlenir. Bu evlilikten, Sultan Veled ve Alaeddin Çelebi adlı iki oğlu olur. Yıllar sonra hanımı Gevher Hatun’u kaybeden Mevlana, bir çocuklu dul olan Kerra Hatun ile ikinci evliliğini yapar. Bu evlilikten de Muzafereddin ve Emir Alim Çelebi adlı iki oğlu ve Melike Hatun isimli bir kızı olur.Anadolu’nun büyük kısmının, başkenti Konya olan, Selçuklu Devleti’nin egemenliğinde olduğu bu yıllarda, Selçuklu Devleti Alaeddin Keykubad hükümdarlığında en parlak dönemini yaşamaktaydı. 1228 yılında Alaeddin Keykubad Sultanü’l Ulema’yı Konya’ya yerleşmeye davet eder. Sultanü’l Ulema Bahaeddin Veled bu daveti kabul eder ve 3 Mayıs 1228’de ailesi ve dostlarıyla Konya’ya gelir. Alaeddin Keykubad kendilerini büyük bir törenle karşılar ve Altunapa (İplikçi) Medresesi’ni ikametlerine tahsis eder. Sultanü’l Ulema 12 Ocak 1231 yılında Konya’da vefat eder ve mezar yeri olarak Selçuklu Sarayı’nın gül bahçesi seçilir.  Hala müze olarak kullanılan Mevlana Dergahı’ndaki bugünkü yerine defnedilir. Sultanü’l Ulema ölünce müridleri Mevlana’nın çevresinde toplanmaya başlar. Mevlana’yı babasının tek varisi olarak görürler. Gerçekten de Mevlana büyük bir ilim ve din bilgini olmuştur ve İplikçi Medresesi’nde vaazlar vermektedir. Mevlana 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizi ile karşılaşır. Mevlana Şems’te “mutlak kemalin varlığını” cemalinde de “Tanrı nurlarını” görmüştür. Ancak beraberlikleri uzun sürmez. Yaşanan kısa ayrılıkların ardından Şems aniden ölür. Mevlana, Şems’in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekilir. Daha sonraki yıllarda Selahaddin Zerkubî ve Çelebi Hüsameddin Şems-i Tebrizi’nin yerini doldurmaya çalışırlar.Yaşamını “hamdım, piştim, yandım” sözleriyle özetleyen Mevlana, 17 Aralık 1273 Pazar günü vefat eder. Mevlana ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul etmekteydi. O, öldüğü zaman sevdiğine yani Allah’a kavuşacaktı. Onun için Mevlana ölüm gününe, doğum günü veya gelin gecesi anlamına gelen “Şeb-i Arus” demekte ve böyle düşünmekteydi. Onun ölümünün ardından ah vah edilip ağlanmamalıydı. Düğün gününde tef çalmak varken, gama y yoktu.HOŞGÖRÜNÜN TARİKATI: MEVLEVİLİK: Tasavvuf temelinde ilk tarikatlar Anadolu’da, 13. yy.da kurulmaya başlanmıştır. Bu yapılaşmanın ilk ve kalıcı örneği ise Mevleviliktir. Horasan tasavvuf düşüncesinin Selçuklu kültürüyle karışmasından doğan bu düşünce sisteminde, İbn Arabi’nin vahdet-i vücud anlayışı da etkilidir; Mevleviler de tüm varlıkların tek bir varlığın görünümünden ibaret olduğunu savunurlar. Mevlana Celaleddin-i Rumî’nin sağlığında başlayan Mevlevilik tarikatı oluşumu, oğlu Sultan Veled ve torunu Ulu Arif Çelebi tarafından kurumsallaştırılarak geliştirilir. Mevleviliği tarikat merkezi konumundaki Konya’da Mevlana’nın soyundan gelen çelebiler, diğer dergahlarda ise dervişler arasından yetişmiş şeyhler temsil etmiştir. Dergahın başındaki kişi “post sahibi” anlamında postnişin olarak adlandırılmıştır. Mevlana’ya göre, evrende maddi ve manevi ne varsa hepsinin kökeni tektir; hepsinin tek bir “can” olduğu varsayılır. Bu nedenle Mevleviler, hiçbir şeyi incitmemek kaygısıyla yere bile yavaş basmaya çalışırlar. Mevlana’nın evrendeki olaylara böyle bir anlayışla bakması, onun görüşlerine egemen olan hoşgörünün ve bağnazlıktan uzak tutumun nedenleridir. Aslında Mevlana’nın bu görüşleri geliştirmesini sağlayan ortamı sunan yaşadığı dönemin Anadolu’sudur. Anadolu o dönemde her türlü düşünce tartışmasının rahatça yapılabildiği bir ülkedir. Anadolu Mevlana’ya din hakkındaki geniş bilgi birikimini yayabilme ve düşüncelerini korkusuzca söyleyebilme olanağı vermiştir. Bu durumu sezen Sultan Veled’in bir gün babasına “eskiden ya da başka bir ülkede yaşasaydın, bu düşüncelerinden ötürü Hallac gibi derini yüzerlerdi” dediği rivayet edilmektedir. 13. yy. sonlarında başlayan Mevlevilik, 14. yy. boyunca başta Mevlana’nın eseri Mesnevi olmak üzere çeşitli edebiyat eserlerinin etkisiyle de gelişimini sürdürür ve Osmanlı sınırlarının yanı sıra Farsça konuşulan yörelerde ve bazı arap şehirlerinde de taraftar kazanır. İstanbul’un alınmasının ardından 15. ve 16. yy.larda İstanbul ve Balkanlarda yayılır. Mevlevilik erkan ve adabının tam olarak oluşmasıyla birlikte tarikat 16. yy. itibariyle bir “aydınlar tarikatı”na dönüşür. 1925’te tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla birlikte Mevleviliğin faaliyetleri sona ermiştir. Dergah şeyhleri, Mevleviliğin merkezini Halep’e naklettiler. 1958 yılında ise Halep’teki faaliyetlere son verildi.SEMA TÖRENİ: Mevleviliğin temel öğelerinden biri olan ve başka tarikatlarda bulunmayan sema töreni, yalın biçimde de olsa Mevlana döneminden beri vardır. Ama dergahlardaki tüm dervişlerin sema ettiğini düşünmek yanıltıcı olacaktır, herkesin farklı görevleri vardır ve bir dervişin asıl öğrenmesi gereken, nefsiyle mücadeledir. Mevlana’nın ilhamıyla oluşan sema Kemâle doğru manevi bir yolculuğu (miracı), bir gidiş gelişi temsil eder. Sema bilimsel açıdan incelendiğinde ise şu sonuca ulaşılır: Var olmanın temel şartı dönmektedir. Varlıklar arasındaki ortak benzerlik, en ufak zerrecikten en uzak yıldıza kadar her birini oluşturan atomlarındaki elektron ve protonların dönmesidir. Her şeyin döndüğü gibi, insanoğlu da bünyesini oluşturan atomlardaki mevcut dönmelerle, vücudundaki kanın dönmesiyle, dünya ile beraber dönmesiyle, topraktan gelip toprağa dönmesiyle doğal ve şuursuz olarak döner. Semazen ise varlıkların bu ortak hareketine semasıyla beraber aklı da katar. Sema, kulun hakikate yönelip, akılla aşkla yücelip, nefsini terk ederek Hakk’ta yok oluşu ve olgunluğa ermiş, kamil bir insan olarak tekrar kulluğa dönüşüdür. Bütün varlığa, bütün yaratılanlara, yeni bir ruhla, sevgi için, hizmet için dönüşüdür.Semazen hırkasını çıkarmakla, manen ebedi aleme, hakikate doğar. Orada yol alır. Başındaki sikkesi nefsinin mezar taşı; üstündeki tennuresi (kıyafeti) ise nefsinin kefenidir. Kollarını çapraz bağlayarak görünüşte “Bir” rakamını yani Allah’ın ‘bir’liğini temsil eden semazen, sema ederken, kollarını açar. Sema sırasında kolları açık olan semazenin sağ eli dua edercesine göklere bakar. Hak gözüyle baktığı sol eli yere dönüktür. Bu durum Hakk’tan aldığı ihsanı halka verdiğinin sembolik anlatımıdır. Sema töreni 7 bölümden oluşur ve her bir bölümün ayrı bir anlamı vardır: 1. Bölüm: İlahi aşkı temsil eden Hz. Muhammed’i metheden bir “na’t” ile başlar. Buna Nat-ı Şerif denir. Peygamberimizi methetmek, ondan evvelki bütün peygamberleri ve hepsini yaratan Allah’ı methetmek demektir. 2. Bölüm: Bu methiyeden sonra bir kudüm darbesi duyulur. Bu vuruş, Allah’ın kainatı yaratışındaki “Kün” yani “Ol” emrini temsil eder. 3. Bölüm: Bu bölümde ise her şeye can veren “Nefes”i temsil eden bir ney taksimi duyulur. 4. Bölüm: Sultan Veled devridir. Bu, semazenlerin birbirine üç kere selam vererek, bir peşrevle dairevi yürüyüşüdür. Şekilde gizli ruhun diğer ruha selamıdır. 5. Bölüm: Sema töreninin yapıldığı bölümdür. Semazen üzerindeki siyah hırkasını çıkararak, sembolik olarak, hakikate doğar. Kollarını bağlayarak “bir” rakamını temsil eder. Böylece Allah’ın birliğine şahadet eder. Şeyh Efendi’nin elini öperek semaya girme izni alır ve semaya başlar. Sema dört selamdan oluşur. 1. Selam: insanın bilgiyle hakikate doğarak, yüce yaratanını ve kendi kulluğunu idrakidir. 2. Selam: İnsanın yaratılığındaki nizamı, azameti gözlemleyerek, Allah’ın kudreti karşısında hayranlık duymasıdır. 3. Selam: İnsanın hayranlık ve minnet duygusunun “aşk”a dönüşmesiyle, aklın aşk’a kurban oluşudur. Bu tam teslimiyettir. Allah’a vuslattır. Sevgilide yok oluştur! Budizm’de en yüksek mertebe olan “Nirvana”nın İslam’daki karşılığı gibi düşünülebilecek olan “Fenafillâh”tır. Ancak İslam’ın en yüksek mertebesi fenafillah değil kulluk mertebesidir. 4. Selam: İnsanın manevi yolculuğunu tamamlayıp, kaderine razı olarak, yaratılıştaki vazifesine, kulluğuna dönüşüdür. Bu selama Şeyh Efendi ve Semazen Başı da iştirak eder. 6. Bölüm: Sema töreninin 6. Bölümü özellikle Bakara suresi 2/115. Ayeti olan “Maşrık da Allah’ındır, mağrib de. Hangi tarafa dönerseniz, Allah’ın yüzü oradadır. Çünkü Allah Vasi’dir, Alim’dir.” Okunması ve Kur’an-ı Kerim tilavetiyle[1] devam eder. 7. Bölüm: Bütün peygamberlerin, şehitlerimizin ve bütün insanların ruhları için okunan bir Fatiha ve Devletimizin selameti için bir dua ile son bulur. Dedeler ve dervişler, sema mukabelesinden sonra, kimseyle konuşmadan, tefekkür (Meditasyon) için sessizce hücrelerine çekilirler.Murat YILDIRIM-Rehber
You don't have permission to register
X